Go to Top
Telefon&Fax: +90 216 380 84 54 / GSM: +90 532 484 79 82

Biz trafik kazası demiyoruz çünkü “kaza” kelimesi baştan affetmeyi öngörüyor.

Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dünyada karayolu güvenliğinin sağlanamaması, karayolu ölüm ve yaralanmalarının önüne geçilememesi ülkemizin olduğu kadar tüm dünyanın en büyük sorunlarından biridir.  Dünyada kayıtlara geçen ilk ölümlü trafik çarpışmasının 122 yıl, Türkiye’de ise 105 yıl önce meydana geldiğini düşünürsek, 100 yılı aşkın bir süredir tüm dünyanın uğraştığı bir sorun olduğunu söyleyebiliriz.

Dünyadaki ilk kayıtlı trafik çarpışması, 1896 yılında Bridget Driscoll isimli bir İngiliz bayanın Londra’da bir arabanın çarpması sonucu hayatını kaybetmesi ve soruşturmayı yürüten savcının “ böyle bir şeyin bir daha asla olmasını istemiyoruz” sözünü ile tarihe geçmiş.  Türkiye’de ise  ilk kayıtlı trafik çarpışması, 26 Ocak 1912 yılında,  Zincirlikuyu’dan Beyoğlu’na giden İtalyan Sefaretinin  şoförü Frederico Rasi’nin, Şişli Camii’nin önünde İdris isimli bir Arnavut’a çarpması sonucu, ağır yaralı İdris’in hayatını kaybetmesi ile kayıtlara geçmiştir. Bizim ülkemizde sıklıkla karşılaşılan ve adeta alışkanlık haline gelmiş olan çarpıp kaçma yani sürücünün kaçması, ilk kayıtlı çarpışmada başlamış. Şoför Rasi, olay yerinden uzaklaşmaya çalışmış ancak Taksim’e ulaşamadan Pangaltı’da polislerle karşılaşıp, tutuklanmış. Oysa 105 yıl sonra bile çarpan sürücünün tutuklanmaması ile sıklıkla karşılaşıyoruz. İdris’in vefât etmesiyle iş büyüyünce, İtalyan Sefareti devreye girmek zorunda kalmış, Sefaretin hem İdris’in ailesine yüklü bir tazminat ödemeyi, hem de Rasi’ye gereken cezayı vermeyi kabul etmesiyle, dosya ertesi gün kapatılmış. Trafikçarpışmalarında mahkeme dosyalarının kapatılması ise 105 yıldır süren bir gelenek olarak ülkemizde devam ediyor.

Yıl 2018 122 yıl sonra dünyada hala 1.3 milyon insan yollarda hayatını kaybediyor.  Ülkemizde ve dünyada gündem yoğun, savaşlar, doğal afetler, ekonomik sorunlar derken 121 yıldır devam eden sorun aynı. Trafik çarpışmaları, ölüm ve yaralanmaları 3. Sayfa haberleri olarak gündemde yerini almaya devam ediyor, anlık çözümler ile gün kurtarılıyor, insanın yaşam hakkı yok sayılıyor ve asıl sorunlar her zaman olduğu gibi halının altına itiliyor. Trafikte birbiri ile kavga edip kulağını koparanlar, aracına çarptığı için yaralanan motosikletlilere “keşke ölseydi, arabama zarar vermeseydi” diyenlerin haberleri bile artık bizi şaşırtmıyor. Araçlara verilen değerin insan hayatına verilmediği, trafik çarpışmaları ve sonuçlarının hala kader olarak değerlendirildiği yargı sürecinde,  mağdur ve mağdur yakınlarının yok sayıldığı, dava sonunda ödül gibi verilen cezaların bol olduğu günümüzde biz “kaza” kelimesini kullanmıyoruz. Biz trafik kazası demiyoruz çünkü “kaza” kelimesi baştan affetmeyi öngörüyor. Oysa yaşananların hepsi dikkatsizlik ve sorumsuzluk nedeniyle meydana geliyor yani “öngörülebilir”. Kırmızı ışıkta geçerseniz, bir çarpışmaya neden olursunuz, hızınızı kontrol edemeyecek şekilde artırırsanız, istenmeyecek sonuçları ortaya çıkarırsınız ve birine çarpıp kaçarsanız “bir insanın yaşam hakkını elinden alırsınız”. O zaman neden hala “kaza” diyoruz!